Aman.Be: Türk ögrenci forum'u - Forum Turkse studenten Aman.Be: Türk ögrenci forum'u - Forum Turkse studenten
Genel Izleyici
 
* Welkom, Gast. Alsjeblieft inloggen of registreren. 22 Mei, 2012, 11:52:58

Login met gebruikersnaam, wachtwoord en sessielengte

 
Pagina's: [1]   Omlaag
  Print  
Auteur Topic: Türk halk müziği  (gelezen 6944 keer)
0 geregistreerde leden en 1 gast bekijken dit topic.


Share

Zaman
Gast
« Gepost op: 23 Jan, 2008, 13:56:54 »

TÜRK HALK ÇALGILARININ TARİHİ GELİŞİMİ

TÜRKÜ(1): Kendine özgü ve değişik ezgilerle söylenen türkü zamanla anonimleşen bir nazım biçimidir. Türküler ana dörtlüklerle, onu izleyen nakaratlardan olu­şur. Türkülerdeki dörtlüklere Bent adı verilir. Nakaratlar, halk dilinde bağlama ve kavuştak olarak adlandırılır. Türküler yukarıda saydığımız nazım biçimlerinin aksine hece vezninin her kalıbıyla söylenir. Yani hece sayısı iti­bariyle bir sınırlama olmaz. Mahmut Ragıp Gazimihal, ezgilere göre usulsüz ve usullü türküler olarak iki ayırım yapar. Usulsüz olanlar; divan, bozlak, koş­ma, hoyrat ve Çukurova'yı içine alan uzun havalardır. Usullü olan türküler grubunda ise genellikle oyun havaları yer alır ki bunlara Konya'da oturak havası, Urfa'da kırık hava adı
verilmektedir.

Türklerde işlenen konulara göre de sınıflama yapan yazarlarımız vardır. Bu sınıflama şöyledir: Ninniler, Çocuk Türküleri, Doğa Türküleri, Aşk Türküleri, Kahramanlık ve Askerlik Türküleri, Tören Türküleri, İş Türküleri, Kar­şılıklı Türküler, Ölüm Türküleri, Oyun Türküleri, Tabiat ve Hayvan Türküle­ri, Zeybek ve Derebeyi Türküleri, Cinayetler ve Acıklı Olaylarla ilgili Türküler, Güldürücü Türküler, Yemek ve yiyecekle ilgili Türküler.

Yapılarına göre türküleri sınıflandıran yazarlar da türkülerin bent kavuştaklarını gözönünde bulundurmuşlardır. Bu tür sınıflama şöyledir: Bentleri dörtlükleriyle kurulan türküler, Bentleri dörtlüklerle kurulan türküler, Bentleri üçlüklerle kurulan türküler, Bentleri beyitlerle kurulan türküler.

TÜRKÜ(2): Türkiye'nin sözlü geleneğinde, bir ezgi ile söylenen halk şiirlerinin her çeşidini göstermek için, en çok kullanılan ad "türkü"dür. Türkü kelimesinin, Türk adının sonuna, Arapça ilgi eki olan "i" ekinin getirilmesiyle ortaya çıktığı anlaşılır.Türki: Türkle ilgili, Türk'e özgü anlamında kullanılır. Kökü, XV. yy'da Horasan'a kadar dayanır. Türkünin belli bir şekli yoktur. Bir koşma, bir semai, bir destan ya da herhangi bir halk şiiri türkü ezgisiyle söylendiğinde türkü olur. Bu yüzden türkü tipinin en belirgin özelliği "melodisidir". Bunun dışında, türküyü diğer halk şiiri türlerinden ayıran bir özellik de her ezginin sonunda bulunan kavuştaklardır (nakarat). Kavuştaklar her ezgiden sonra tekrar edilen ikilik (ya da daha çok) dizelerdir. Türkülerin büyük çoğunluğu anonimdir ya da ağızdan ağıza söylenirken söyleyeni kaybolmuştur. Türküler bu şekilde halkın malı olurlar. Türküler çoğu kez, bir doğa olayı ya da bir kahramanlık karşısında doğar ve yayılırlar. Türküler, doğdukları bölgenin özelliklerini koruyamazlar. Taşındıkları bölgelerde kişilerin, yer adlarının, hatta konuların bile değiştiği görüldüğü için, nerde doğduklarını saptamak güçleşir.

* Ezgilerine göre
- Usüllü (Oyun havaları)
- Usülsüz (Uzun Havalar)

* Yapılarına göre
- 5'li den 16'lı hece ölçüsüne kadar türküler vardır
- Kavuştaklı türküler

* Konularına göre
- Ninniler
- Çocuk türküleri
- Doğa türküleri
- Aşk türküleri
- Kahramanlık türküleri
- Askerlik türküleri
- Tören türküleri
- İş türküleri
- Derebeyi, eşkiya, cinayet türküleri
- Ölüm türküleri (ağıt)
- Güldürücü türküler
- Karşılıklı türküler
- Oyun türküleri

DUDAK DEĞMEZ (Leb Değmez): Halk edebiyatımızda saz şairleri arasında atışmalar, taşlamalar gibi karşılaşmaların yapıldığını belirtmiştik. Bu karşılaşmalardan birisi de dudak değmez'dir. Bu türde aşıklar söyleyecekleri dörtlüklerde dudak seslerinden (b,f,m,p,v) harflerini kullanamazlar. Dudak değmez saz şairleri arasında karşılaşmalı yapıldığı gibi verilecek bir ayağa göre tek bir saz şairi de kendi başına Dudak değmez dalında hünerini gösterebilir. Bunun için de iki dudak arasına bir iğne konur. Yanılma halinde iğne dudağa batarak kan çıkmasına yol açacağında, hakemlik yapanlara karşı bir itiraza mahal kalmaz.

GÜZELLEME: Halk edebiyatımızda saz şairleri güzelleme de, söylerler. Genellikle geçimlerini sağlamak için köy köy gezen ve her yerde saygı gören ve konuk edilen saz şairleri, gördükleri ilgi ve ikram karşısında gerek ev veya kahvehane sahi­bine ve kendisini dinleyen topluluğa o anda birer dörtlük söyleyerek hoşamedide bulunurlar. Aynı kural saz şairlerinin davet edildikleri sünnet törenleri ile düğünlerde de uygulanır. Ayrıca doğa güzelliklerini dile getirmek, kadın, at, silah ve benzeri şeyler için de güzellemelerin yazıldığı görülmüştür. Konya Aşıklar Bayramı'nda her yıl sazlı güzellemeler, ayrıca sazsız, sözlü güzelle­meler söylenmektedir.

KOÇAKLAMA:Savaş ve dövüşleri anlatan, mertlik ve yiğitlik duygularını işleyen şiirlerdir. Koçaklama dalında en güzel şiirleri Köroğlu yazmıştır.

Kaynak
« Laatste verandering: 01 Mei, 2008, 22:07:11 door Lâne Zaman » Gelogd
Zaman
Gast
« Antwoord #1 Gepost op: 23 Jan, 2008, 13:57:59 »

  TÜRK HALK MÜZİĞİ'NİN YAPISI
 
     
         Armağan Coşkun ELÇİ
 


    A.Ses Sistemi: Türk Halk Müziğimizin en belirgin özelliklerinden biri yerel nitelikli olmasıdır. Yörelere göre farklı nitelikler gösteren Türk Halk Müziğini ve ses sistemini kura1laştırmak çok genelde mümkün olabilir ve genele gidildiğinde Halk Müziğinin yerel ve özel olma niteliğinin tanımlanabilme şansı kalmaz. Müzik eğitiminde ve tanımlamada kolaylık sağlamak amacıyla Sadettin Arel, Suphi Ezgi ve Murat Uzdilek tarafından geliştirilen Türk Müziği ses sisteminden yararlanılmaktadır. Bu sisteme göre diyez (#) 4 komadan bemol (b) 5 komadan oluşmaktadır. Ayrıca halk müziğimizde Muzaffer Sarısözen'den bu yana diyez ve bemol işaretlerinin üzerine koma değerlerini belirlemek üzere rakamlar konulmaktadır.

En yaygın halk çalgımız olan bağlamada la tonuna göre son yarım yüzyıldan bu yana en çok kullanılan perde düzeni: la, si bemol, si bemol iki koma, si, do, do diyez üç koma, do diyez, re, mi bemol, mi bemol iki koma, mi, fa, fa diyez üç koma, fa diyez, sol, sol diyez, la olmak üzere 17 sesten oluşmaktadır.

Türk Halk Müziğini zengin kılan en önemli özelliği, üslup ya da tavır özelliğidir. Türkünün sesleri kadar, onun söyleniş biçimini belirleyen bu özellikler de önemli rol oynamaktadır. İşte bu özellikler, yöre yöre değişen karakteristik özellikleri belirler. Bazı ezgi ve üslupların çok kesin bir şekilde belli yörelere ait oldukları anlaşılmıştır.

 
B.Usul Sistemi: Usul, ölçü yerine kullanılan bir kavramdır. Çünkü usul genel olarak Türk Müziğinde, ölçü yanında bir de tavır ve üslubu belirler. Türk Halk Müziğinde güney doğunun 5/8'lik parçası ile Köroğlu veya Sümmani'nin havasının 5/8'liği, tavır ve üslup olarak da birbirinden ayrılır. Kavramlaşmanın diğer söylenmesi gereken yönü ise, yine bu usullerin ölçü ile değil, belirli adlarla anılmasıdır: Karşılama, Zotlatma, Datdiri, Gakgili gibi adlar hızlı 9'lu vuruşlu usulleri, Metelik, Şıkıldım, Sağma, Zahma gibi adlar, 2 vuruşlu usulleri belirlemektedir.

 

Türk Halk Müziği usulleri üç bölümde incelenir.

1) Ana usuller ve üçerli şekilleri (2,3 ve 4 birim vuruşlu)

2) Bileşik usu1ler (5,6,7,8,9 birim vuruşlu)

3) Karma usuller (10 ve daha fazla birim vuruşlu)

Usullerle ilgili geniş bilgi, Sarısözen'in Türk Halk Müziği Usulleri kitabının içeriği anlatılırken verilmiştir.

C. Türler, Şekiller, Biçimler: Türk Halk Müziği ezgileri yapı bakımımdan uzun hava ve kırık hava olmak üzere ikiye ayrılır. Kırık hava; belirli bir dizisi olan ve bu dizi içerisinde belirli bir usulle seyreden ezgileridir. Kırık havalar, anlatım ve söyleniş biçimi gibi çeşitli unsurlara göre ''zeybek'', ''bengi'', ''güvende'', ''bar'', ''horon'' gibi değişik isimler alırlar. Uzun hava; belirli bir dizisi olan ve bu dizi içerisinde belirli seyri bulunup, serbest bir ağızla söylenen ezgileridir. çoğu zaman bir solist ses tarafından söylenmekle beraber, ''gurbet havası'' gibi ezgilerde eşlikli okumaya da rastlarız. Hem yöreden yöreye, hem de okunuş üslubu bakımımdan uzun havalar da ''maya'', ''hoyrat'' ''bozlak'', ''gurbet havası'', ''divan'', ''yol havası'' gibi formlara, biçimlere ayrılırlar. Bunlardan birkaçını açıklayalım: Mayanın, özel ezgisi yanında, en belirleyici unsuru sözlerdir. Hece ölçüsünün 8+3= 11 kalıbıyla yazılmış, dört dizeli şiirler söylenir. Doğu Anadolu'da yaygın olan bir uzun hava biçimidir. Ayrıca ''cılgalı maya'', ''düz maya'' gibi çeşitleri de vardır. Divan da aruz ölçüsünün ''failatün, failatün, failatün, failün'' kalıbıyla yazılmıştır. Daha sonra halk şiirinin 15'li hece ölçüsü ile söylenen şiirlere de ''divan'' denmeye başlanmıştır. Aruz ölçüsü ile şiir yazan şairlerin şiirlerini ''divan'' adında bir çeşit antolojide toplamalarından dolayı, bu tür yazılmış ve halk arasında da yaygın olarak söylenen parçaların hepsine bugün ''divan'' denmektedir. ''Müstezat'', ''Semai'', ''Kalenderi'' gibi çeşitleri hem şiir biçimi, hem ezgi bakımımdan birbirinden farklı olmasına karşılık, hep divan diye anılmaktadır.

Türk Halk Müziği ezgileri ayrıca sözsüz (çalgısal-enstrümantal) ve sözlü olmak üzere de ikiye ayrılırlar. Sözsüz ezgiler, belirli bir veya birden fazla çalgıya, söz eşliksiz olarak çalman kırık hava veya uzun hava türündeki ezgilerdir. Oyun havalarını, peşrevleri, güreş havalarını ve uzun hava ayaklarını (zemin, yol gösterici ezgi) örnek verebiliriz. Sözlü ezgiler, çalgı eşliği olsun ya da olmasın, halk şiiri tarzında yazılmış sözler aracılığı ile sadece sözle icra edilen ezgilerdir. Sözlü halk ezgilerinin en çok rastlanılan biçimleri ''bentlerden'' sonra, ''bağlantı'' (nakarat, kavuştak, dönderme) denen belirli kalıpların tekrar edildiği biçimlerdir ki; buna ''türkü'' adı verilir. Türküler, genellikle belirli bir konuyu işleyen ve anlam bakımından birbirine bağlı bentlerden meydana gelmiştir .Türkülerin diğer bir yaygın şekli ise ''mani dörtlük'' lerinden oluşan şeklidir. Bu dörtlüklerin arka arkaya kullanımında bir anlam bütünlüğü yoktur. Sonradan bir araya getirilmişlerdir.

 

Bentlerden oluşan türkülere örnek:

    I. bent     :    Dön beri dön beri de yüzün göreyim
                             Yüzün görenlere kurban olayım

     Nakarat    :              Gel gülüm gel ha gel gel

(Kavuştak- Bağlantı)    Gel şirin gel di gel gel
                               Di gel di gel adına kurban

               Di gel di gel şanına hayran

               Di gel di gel gadan ben alım.

    II. Bent    : Evlerin önü de paşa makamı
                     Çıkmaz kalem ile yazdım vefamı

    Nakarat    : Gel gülüm gel ha gel gel
                    Gel şirin gel di gel gel

                     ..................

 

Mani katarlarından oluşan türkülere örnek:
Merdiven üstündeyim

Dal boyun kastındayım

Yarim beni sorarsa

Ben murad üstündeyim


 

Yola giderim yavaş

Kundurama değdi taş

Yar ben senin yüzünden

Düşmana dedim gardaş

Sür koyunu hansa

Sözle sözün varısa

Beş günüm sana feda

On gün ömrüm varısa

Kaynak
Gelogd
Zaman
Gast
« Antwoord #2 Gepost op: 23 Jan, 2008, 14:02:41 »

Türküler

 Yrd. Doç Dr. Doğan Kaya*
 

    I. TÜRKÜ KAVRAMI

Türkçe söylenmiş şiir anlamına gelen "Türkü" nün "Türkî" sözünden geldiği görüşü ittifakla kabul edilmiş bir görüştür. Yani, "Türk" kelimesine Arapça "î" ilgi ekinin getirilmesiyle vücut bulmuştur. "Türk'e has" anlamına gelen bu söz halk ağzında "Türkü" şekline dönüşmüştür.
Türkü sözü muhtelif Türk boylarında farklı kelimelerle isimlendirilirler. Türküyü Azeri Türkleri mahnı, Başkurtlar halk yırı, Kazaklar türki, türik halık äni, Kırgızlar eldik ır, türkü, Kumuklar yır, Özbekler türki, halk koşiğı, Tatarlar halık cırı, Türkmenler halk aydımı, Uygur Türkleri de nahşa, koça nahşisi derler. 1

Türkü terimi ilk defa XV. yüzyılda Doğu Türkistan'da aruz vezniyle yazılmış ve özel bir ezgi ile söylenmiş ürünler için kullanılmıştır.2 Burada değerlendirmeye çalıştığımız hece vezni ile söylenmiş türkülerin Anadolu'daki ilk örneğini ise, XVI. yüzyılda buluruz. Türkü şekline uygun ve türkü adını taşıyan sözünü ettiğimiz bu parça XVI. yüzyıl halk şairlerinden Öksüz Dede'ye aittir.

Birtakım araştırmacılar türküyü şöyle yorumlamıştır:
Cahit Öztelli: "Halkın iç âlemini yaşatan, beşikten mezara kadar bütün yaşayışını içine alan en dikkate değer edebî mahsuller türkülerdir...Genel olarak türkü adını taşıyan manzumelerde değişmez bir ölçü ve şekil yoktur. Yalnız saz şairleri tarafından sanat düşüncesiyle meydana getirilen türkülerde belli ve değişmez bir şekil vardır. Uzun bir geleneğe bağlı olan bu türkülerde kavuştak (nakarat) bulunması şarttır. Birinci dörtlüklerin 2. ve 4. mısraları ile sonraki dörtlüklerin 4. mısraları hep aynıdır."3

Nihat Sami Banarlı: "Koşma şeklindeki bir manzumenin her dörtlüğüne bir (beşinci) veya bir (beşinci-altıncı) mısra ilavesiyle söylenilen bir halk şiiridir." 4

Muzaffer Uyguner: "Her mısraı kafiyeli üçer mısralı kıtalar ile gene kafiyeli ve iki beyitten müteşekkil ara nağmeleri olan ve çalınıp söylenen folklorik halk edebiyatı mahsulleridir."5

Herbert Jansky, türküyü şu şekilde tanımlamaktadır: Türkü : "Büyük tarihi hadiseler karşısında halk kitlesinin sevinçlerini veya ümitsizliklerini; büyük şahsiyetler hakkındaki saygılarını veya nefretlerini; gençler arasında geçen hazin aşk hikâyelerini, millî hece veznini ölçü alan ve kalpleri fetheden mısralarla, derin bir muhteva içinde dile getiren edebî, aynı zamanda mûsiki bakımından ehemmiyete hâiz olan bu kendine öz bestelerle söyleyen; dar manâsıyla ise tarihi bir vesika mahiyeti gösteren Türk halk şiirinin en eski türlerinden biri".6


TÜRKÜLERİN DOĞUŞ VE YAYILIŞLARI

Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar.

Türküler, başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Türküler böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahallî hüviyet gösteren türküler, zamanla millî hüviyete bürünürler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar.

Yayılma sırasında türkülerin sözlerinde ve ezgilerinde bazı değişiklikler vukua gelir. Kimi zaman bu değişiklikler türküyü tanınmayacak hale getirir; öyle ki, bu eserler karşımıza bir başka türkü olarak dahi çıkabilir. Türkülerin bu derece çeşitlenmesinin asıl sebebi kişilerin kabiliyetleridir. Kaynak şahıslar, ezgilerin yapısında önemli ölçüde değişiklik yapabildiği gibi, bu değişikliği türkülerin sözlerinde de yapabilirler.7

Bunun yanında halk hikâyelerinden ve saz şairlerinin şiirlerinden vücut bulmuş türküler de vardır. Sözgelişi; bugün Âşık Garip, Kerem, Köroğlu, Karacaoğlan, Gevherî, Dadaloğlu, Dertli, Ruhsatî ve Emrah'a ait pek çok şiir halkımızın dimağında türkü olarak yaşamaktadır. Aşıklar şiirlerini, çeşitli nağmelerle söylerler. Keza tasnif ettikleri hikâyelerin manzum kısımlarında da aynı yola başvururlar. TRT Repertuarında Kerem, Kesik Kerem, Gevheri gibi âşıkların adıyla geçen türkülerin olması bunun açık delilidir.

O yüzden gerek şekil gerekse konu bakımından türkü alanında âşıkların yaptığı katkı küçümsenemeyecek derecededir.

Kaynak
Gelogd
Zaman
Gast
« Antwoord #3 Gepost op: 23 Jan, 2008, 14:04:00 »

II. TÜRKÜLERİN ÇEŞİTLERİ VE TEKNİK ÖZELLİKLERİ

Türküler genellikle yedi, sekiz ve on bir hece ile söylenmişlerdir. Ancak az sayıda da olsa beş ve on beş heceli şiirler de vardır. Bunun yanında bağlantılarla vücuda getirilen türkülerde, bentlerle ve bağlantıların heceleri arasında eşitlik olmayabilir. Yani bent kısmı yedi hece olan bir türkünün bağlantı kısmı on bir hece olabilir. Bu tarzda ortaya konulmuş pek çok sayıda örnekler vardır.Sözgelişi şu örnekte bent kısmı yedi, bağlantı kısmı ise farklı sözlerden ve on üç heceyle söylenmiş farklı mısralardan oluşmuştur.

Çarşamba dedikleri
Şekerdir yedikleri
Hiç aklımdan gitmiyor
O yarin dedikleri

Telg(ı)rafın tellerinin rengi kurşuni
Genç yaşımda atma bana mavzer kurşunu

Çarşamba yazıları
Körpedir kuzuları
Allah alnıma yazdı
Bu kara yazıları

Ben Samsun'a gidemiyom kâr olmayınca
Samsun bana haram olsun yar olmayınca
Çarşamba'nın ortasından akıyor ırmak
Her yiğidin kârı değil sözünde durmak 8

Bazan da bu yapının tam tersi bir durumla karşılaşılabilir. Yani bent kısmı fezla, bağlantı kısmı az sayıda heceye sahip olabilir.

Biter Kırşehir'in gülleri biter efendim
Şakıyıp dalında bülbüller öter

Gülüm aman aman
Sebep aman aman
Efendim aman

Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

Güzelleri çoktur da hep yeni yeter efendim
Kaşının üstünde keman görünür

Bağlantı 9

Diğer taraftan vezin ve kafiye açısından oldukça serbest tarzda söylenmiş türküler de vardır.

Yapılarına göre türküler bölümünde bu konuda bilgi ve örnek verdiğimiz için, burada tekrar üzerinde durmuyoruz.

Tespit ettiğimiz örnekleri göz önünde tuttuğumuzda türkülerin hecelerine göre beş gruba ayrıldığını gördük.


A. Beş heceli türküler

ELİNDE ŞİŞE

Elinde (de)şişe         Elinde (de) deri
Kırıla (da ) düşe           Yerleri (de) sürü
Sevdiğim Ayşa        Sevdiğim Hürü
Gel beri beri               Gel beri beri

Elinde (de) basma
Duvara (da) asma
Sevdiğim Esma
Gel beri beri 10


GİYDİĞİM ALDIR

Giydiğim aldır               Giydiğim mordur
Al dudak baldır             Kolları dardır
Ne güzel haldır             Keyfimiz vardır

Akşam olanda             Bağlantı
Akşam olanda
Bade dolanda


Giydiğim sarı               Giydiğim atlas
Sen kimin yari             İğneler batmaz
Ağlatma bari               Yar bensiz yatmaz

Bağlantı                      Bağlantı 11


EKTİĞİM YONCA

Ektiğim yonca           Ektiğim darı
Biçtiğim yonca          Biçtiğim darı
Sevdiğim gonca        Sevdiğim sarı

Oy lele lele               Bağlantı
Elin elime
Kolun boynuma         Ektiğim arpa
Yar havalanmış         Biçtiğim arpa
Gelmez yanıma         Sevdiğim körpe

Bağlantı 12

Devami..
Gelogd
Pagina's: [1]   Omhoog
  Print  
 
Ga naar:  

Installingen
Radio
Laatste 10 Shouts:
Gisteren om 04:20:10
belstaff belstaff jacketsbelstaff jacket
Gisteren om 04:20:06
wedding dresses
Gisteren om 04:20:02
cheap shirtwholesale shirtralph lauren shirtralph
20 Mei, 2012, 22:43:51
the north facenorth face jacketsnorth face outlet
20 Mei, 2012, 22:43:47
Wedding DressesA-line Wedding DressesA-l
20 Mei, 2012, 22:43:44
louboutin pumps salelouboutin pumpschristian louboutin pumps
20 Mei, 2012, 22:43:40
cheap nike shoescheap nikenike sneakersnike shoes on sale
20 Mei, 2012, 22:43:37
moncler outlet moncler online shop moncler parka
20 Mei, 2012, 22:43:33
boots onlinecheap bootsbuy boots
20 Mei, 2012, 22:43:29
wedding dressescocktail dresses2012 cocktail dresses
Filmpje van de dag
geregistreerde leden
Totaal aantal leden: 1324
Laatste: bl4t4ntsun
Statistieken
Totaal aantal berichten: 33093
Totaal aantal topics: 2296
Vandaag Online: 149
Ooit Online: 697
(05 Mei, 2012, 16:24:45)
Gebruikers Online
Gebruikers: 0
Gasten: 153
Totaal: 153
Nieuws
Powered by MySQL Powered by PHP Powered by SMF 1.1.3 | SMF © 2006-2007, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

TinyPortal v0.9.8 © Bloc


Valid XHTML 1.0! Valid CSS! Dilber MC Theme by HarzeM
Pagina opgebouwd in 0.091 seconden met 27 queries.