Aman.Be: Türk ögrenci forum'u - Forum Turkse studenten Aman.Be: Türk ögrenci forum'u - Forum Turkse studenten
Genel Izleyici
 
* Welkom, Gast. Alsjeblieft inloggen of registreren. 22 Mei, 2012, 14:15:14

Login met gebruikersnaam, wachtwoord en sessielengte

 
Pagina's: [1]   Omlaag
  Print  
Auteur Topic: İşte A’dan Z’ye Ergenekon!  (gelezen 2512 keer)
0 geregistreerde leden en 1 gast bekijken dit topic.


Share

dyllek
3de Bachelor
*****
Offline Offline

Geslacht: Vrouw
Locatie: Anvers-Leuven
Berichten: 1785


Atam izindeyiz....


« Gepost op: 24 Mrt, 2008, 19:29:20 »

Türkiye'yi sarsan Ergenekon soruşturması nasıl başladı?



24 Mart 2008 17:55

Türkiye’yi sarsan bir operasyon var: Adı, Ergenekon. İddianamesi hâlâ ortaya çıkmadı. Kimine göre, “laikleri sindirme operasyonu”, diğerlerine göre, “Derin devlet açığa çıkartıldı.” İlk işaret 2001 yılında alındı. İlk ipuçları Danıştay’a düzenlenen saldırıya dayanıyor Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar.. İsmi geçen emekli askerler... Ümraniye’de bir evde bulunan 27 el bombası... Ve, geçen cuma günü gelen beşinci gözaltı dalgasıyla “Ne oluyoruz” dedirten bu operasyonun işte bugüne kadarki süreci...

Danıştay saldırısında üye Mustafa Yücel Özbilgin’i öldüren Alparslan Arslan. Yakalanan diğer sanıkların Cumhuriyet’e de bomba attığı iddia edildi.

Türkiye son 2 yılda yapılanmaları öncekilerden farklı çeteler ile beklenmedik olay ve cinayetlere tanıklık ediyor. Ergenekon operasyonu da bunlardan birisi. Ergenekon, kimine göre, “laikleri sindirme operasyonu”. Bazılarına göre ise, “Derin devletin açığa çıkartıldığı bir operasyon.”

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz tarafından yürütülen soruşturma, son gözaltılarla tartışma yarattı.

“Ergenekon” ismi ilk kez NATO’nun kontrgerilla örgütlenmesi olarak bilinen ‘Gladio’nun Türkiye’deki yapılanması şeklinde gündeme geldi. Özel Harp Dairesi olarak da bilinen yapılanmanın, siyasetçilerden bilim adamlarına, medya mensuplarından hukukçulara kadar uzandığı iddiaları sürekli gündemde kaldı.

Ergenekon yapılanmasını ayrıntılarıyla anlatan ilk kişi Tuncay Güney adlı bir gazeteci oldu. 2001’de İstanbul Emniyeti’nde ifade veren Güney’in, ‘Ergenekon’ ve ‘Lobi’ yapılanmalarından söz ettiği ve Emekli tuğgeneral Veli Küçük başta olmak üzere, operasyon kapsamında tutuklanan çok sayıda kişinin ismini verdiği biliniyor.



Danıştay saldırısı

Ergenekon operasyonunun ipuçları, ilk olarak Danıştay 2. Daire’ye yönelik silahlı saldırının ardından belirdi. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’i öldüren avukat Alparslan Arslan ve saldırı için Ankara’ya gelen diğer sanıkların, Cumhuriyet gazetesine farklı tarihlerde 3 kez bomba attıkları da anlaşıldı.

Saldırılan azmettiricisi olarak emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in ismi ortaya atıldı. İstanbul’da saklandığı villada intihara teşebbüs etmesinin ardından yaralı olarak gözaltına alınan Tekin’in, JİTEM’in kurucusu Binbaşı Cem Ersever’in sınıf arkadaşı olması, Susurluk skandal ‘isimlerinden’ Veli Küçük ve avukat Kemal Kerinçsiz’le çekilmiş fotoğrafları ortaya çıktı.

Ancak, saldırının arkasında ‘ulusalcı yapılanma’nın olduğu iddiaları, Tekin’in serbest bırakılmasıyla rafa kalktı.


BİRİNCİ DALGA:
Ümraniye’deki bombalar
Saldırılara yönelik dava sürürken, İstanbul Ümraniye’deki bir gecekonduda bulunan 27 el bombasının Cumhuriyet gazetesine atılanlarla aynı seriden olduğu anlaşıldı.

Soruşturma, özel yetkili Savcı Zekeriya Öz’e devredildi. 12 Haziran 2007’de gecekonduda yaşayan Mehmet Demirtaş ve Ali Yiğit, bombaların emekli Astsubay Oktay Yıldırım’a ait olduğunu söyledi. İsmi Tekin’le gündeme gelen Yıldırım tutuklandı. Demirtaş ve Yiğit, bombaların nereye konulduğunu kontrol etmeye gelenler arasında Tekin’in olduğunu söyledi.

Böylece operasyonun ‘1. dalgası’ olarak yorumlanan süreç başladı. Savcı Öz, bombalar için “hurda” diyen Tekin ile Danıştay soruşturmasında adı geçen emekli Astsubay Mahmut Öztürk’ü gözaltına aldı.

Tekin ve Öztürk’ün ardından Kuvva-i Milliye Derneği Genel Başkanı Bekir Öztürk, Eskişehir’deki evinde 11 kilogram patlayıcı ve suikast silahı bulunan emekli Binbaşı Fikret Emek, emekli Yüzbaşı Gazi Güder, Siyasi Ekonomik Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezi (SESAR) Başkanı İsmail Yıldız, Fuat Ermiş tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Gözaltına alınan Ayşe Asuman Özdemir, emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Ergenekon ve Lobi
Tutuklananların evlerinde yapılan aramalarda, ‘Ergenekon’ ve ‘Lobi’ isimlerinin geçtiği belgeler bulundu. Oluşumun, darbe hazırlığı yaptığı iddia edildi. Bursa’daki bir eve yapılan baskında da çok sayıda patlayıcı ve silah bulundu. Bunun üzerine Tekin’in arkadaşı da olan Muzaffer Şenocak ile Aydın Yüksek tutuklandı.

VKGB soruşturması
Haziran 2007’de İstanbul odaklı süren bu gelişmeleri, Ankara’da Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi’ne (VKGB) yönelik başlatılan soruşturma izledi.

İsmi ilk kez Alparslan Arslan’ın üzerinde bulunan bir kimlik kartı ile gündeme gelen derneğin başkanı Taner Ünal ve dernek üyeleri tutuklandı.

Asker ve polis bağlantılı olduğu iddia edilen derneğin, Türkiye genelindeki bazı eylemleri organize ettikleri ve Ergenekon yapılanmasıyla paralel hareket ettiği öne sürüldü.


İKİNCİ DALGA:
Yazar Poyraz’a tutuklama
Ergenekon’da birinci dalga tutuklamalar, gözaltılar olurken, Genelkurmay Askeri Savcılığı da ele geçirilen askeri mühimmat nedeniyle soruşturma başlattı. 2007 Temmuz ayı boyunca, tutuklanan isimler hakkında dava açılması beklendi. Ancak Savcı Öz, operasyonun daha büyük kapsamlı olduğunu, Temmuz ayı sonunda verdiği gözaltı talimatlarıyla gösterdi.

Operasyonun ‘2. dalgası’ olarak nitelendirilen bu süreçte, Yazar Ergun Poyraz, Akın Birdal’a yönelik suikast sırasında ismi gündeme gelen ve ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın adamı olarak da tanınan Mete Yalazangil tutuklanarak cezaevine konuldu.


ÜÇÜNCÜ DALGA:
Veli Küçük’ün evinden çıkan dokümanlar
Ümraniye soruşturmasına yönelik büyük tartışmalar, operasyonun ‘3. dalgası’ olarak nitelendirilen süreçte gelişti.

Aralık 2007’de, 2006’daki Necip Hablemitoğlu suikastinde adı geçen İbrahim Çiftçi’nin öldürülmesinde kullanılan el bombasının, Ümraniye’de bulunanlarla aynı seriden olduğu ortaya çıktı.

Bu gelişmenin ardından, emekli Tuğgeneral Veli Küçük gözaltına alındı. 26 Ocak 2008’de Küçük’le birlikte, Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay Fikri Karadağ, avukat Kemal Kerinçsiz, gazeteci Gülay Kömürcü, Susurluk hükümlüsü Sami Hoştan, ‘Drej Ali’ olarak tanınan Ali Yasak ve Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol’un da aralarında bulunduğu 31 kişi gözaltına alındı.

Tekin ile fotoğrafları kamuoyuna yansıyan Veli Küçük’ün evinde Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nden, Ergenekon yapılanmasına, Lobi örgütlenmesine kadar çok sayıda gizli döküman bulundu. Küçük, dökümanları, ‘kişisel merakından dolayı’ sakladığını öne sürdü.


DÖRDÜNCÜ DALGA:
Ertekin’in evinde Glock marka silah
Operasyonun 4. ayağına Şubat 2007’de başlandı. ‘Askeri darbe hazırlıklarına yönelik’ bilgisayar kayıtlarıyla gündeme gelen Doç. Ümit Sayın ile Doç. Emin Gürses, Semra Özal’ın kuyumcusu olarak bilinen Hayrettin Ertekin, gazeteci Vedat Yenerer ve kapatılan Noel Baba Vakfı’nun kurucusu Muammer Karabulut tutuklandı. Ertekin’in evinden Glock marka silah bulundu.


BEŞİNCİ DALGA:
İlhan Selçuk’a şafak baskını
Bitti denilen operasyonun, 5. ve en çok ses getiren ayağı ise İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ve Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi, yazar İlhan Selçuk’un da aralarında bulunduğu 13 kişinin gözaltına alınmasıyla gerçekleştirildi.

Perinçek’in örgütün manifestosunu yazdığı, Selçuk’un üyesi olmamasına rağmen örgütün eylemlerini desteklediği, Alemdaroğlu’nun da darbe planlamasının içinde olduğu iddia edildi.

Emekli Astsubay Oktay Yıldırım (solda) ile emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin bir gösteride.

Tutuklanan 40 kişi
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan 40 isim şöyle:

Emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin, emekli Astsubay Oktay Yıldırım, emekli Astsubay Mahmut Öztürk, emekli Binbaşı Fikret Emek, emekli Yüzbaşı Gazi Güder, ele geçirilen 27 el bombasının bulunduğu gecekondunun sahibi Mehmet Demirtaş, eski polis memuru Muzaffer Şenocak, eski polis memuru Aydın Yüksek, işadamı Kuddusi Okkır,

Kuvva-i Milliye Derneği Genel Başkanı Bekir Öztürk, Kuvay-i Milliye Derneği üyesi Fuat Ermiş, SESAR araştırma kuruluşu Başkanı İsmail Yıldız, yazar Ergun Poyraz, ADD eski yöneticisi Asuman Özdemir, DYP Kadıköy İlçe Sekreteri Mete Yalazangil, emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk, eski Uzman Çavuş Muhammet Yüce, Kuvay-i Milliye Derneği Teşkilet Başkan Yardımcısı Kahraman Şahin, Kuvay-i Milliye çaycısı Erol Ölmez, özel büro sorumlusu Erkut Ersoy, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Kurmay Albay Mehmet Fikri Karadağ, avukat Kemal Kerinçsiz, Susurluk sanığı Sami Hoştan, Kuvay-i Milliye Derneği Teşkilat Başkanı Hüseyin Görüm, Kuvay-i Milliye Derneği Yöneticisi Oğuz Alpaslan Abdülkadir, Kuvay-i Milliye 1919 Derneği Pendik Şube Başkanı Hüseyin Gazi Oğuz, Türk Ortodoks Patrikhanesi basın danışmanı Sevgi Erenerol, Kuvay-i Milliye Derneği üyesi Abdullah Arapoğlu, işadamı Levent Kara, yazar Ümit Oğuztan, Türk İntikam Tugayı (TİT) üyesi olduğu öne sürülen Vatan Bölükbaşı, Doç. Dr. Ümit Sayın, Doç. Dr. Emin Gürses, Doç. Dr. Orhan Tunç, Semra Özal’ın kuyumcusu Hayrettin Ertekin, gazeteci Vedat Yenerer, Noel Baba Vakfı Başkanı Muammer Karabulut, Abdulmuttalip Tongar, Selim Akkurt.

İki isim daha sorgulanacak
Ergenekon yapılanmasının, Hrant Dink suikastından, Cumhuriyet gazetesi ve Danıştay saldırılarına kadar çok sayıda eylemi organize ettiği öne sürülüyor. Bu iddialarla, tutuklananlar arasında savcılığın nasıl bir bağlantı kuracağı ise iddianameyle anlaşılacak.

Geçtiğimiz hafta, organize suç örgütü lideri Sedat Peker, Susurluk davası hükümlüsü Yaşar Öz ile Akın Birdal suikasti sanığı Semih Tufan Gülaltay’ın ifadesine başvuran Savcı Öz’ün önümüzdeki hafta, Danıştay saldırısı sanıkları Arslan ile Osman Yıldırım’ın ifadelerini alması bekleniyor. Yıldırım’ın avukatı Mehmet Ener, daha önce, müvekkilinin saldırının Ergenekon’la ilgili olduğuna yönelik kendisine beyanda bulunduğunu, ancak, bunları duruşmada anlatmadığını söylemişti.


Milliyet

Gelogd

Herkesin bakmadigi yonden bak dunyaya. MEVLANA

Gençler, siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.Mustafa Kemal ATATURK (Seni Sevmeyene Ben Turk Demem)

What doesn't kill you, makes you stronger...
Devourment
3de Kleuterklas
**
Offline Offline

Berichten: 87


« Antwoord #1 Gepost op: 24 Jun, 2008, 15:55:42 »

  Türkiye ancak silahla çözebileceği sorunlarla yüz yüze gelmiştir

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek:
VATANSEVERLİĞE ERGENEKON DEDİNİZ!
ERGENEKON’U ASIL ŞİMDİ GÖRECEKSİNİZ!



Yeni Şafak’ın 3 Haziran 2008 günü birinci sayfada başlık üstünden yayınladığı haberi sevinçle okuduk. Aynı haber, İBDA-C’den isim çalan Taraf gazetesinde bir gün önce yayımlanmış.

GENELKURMAY’IN “YENİ DÜŞMAN” TANIMI
Genelkurmay “düşman” tanımını değiştirmiş, yeni düşman Kuzey Irak’tan işgal tehdidini yönelten o büyük devlet!

2002 yılının 24 Temmuz günü ABD Ordusu Nevada’da 22 gün süren Türkiye’yi işgal tatbikatı yapmadı mı? Bu tatbikata Bin yılın Meydan Okuması (Millenium Challenge 2002) diye pek iddialı isimler takmadılar mı?

2003 Temmuzunda başımıza çuval geçirmediler mi? En önemlisi BOP diye Türkiye’mizi parçalama projeleri yapmadılar mı? Hatta haritalarını bile NATO toplantılarında subaylarımıza göstermediler mi?

Bu durumda Genelkurmay, “düşmanın siyasi, fiziki, ekonomik, psikolojik işgaline uğrayan bölgede” işgali engellemek ve vatanı kurtarmak için Gayri Nizami Harp, yani özel savaş hazırlığı yürütmeyecek de, teslim bayrağı mı gösterecek?

YAPMASA SORUMLU OLUR
Belgeler asıllarına ne kadar uygun bunun hiç önemi yok. Yeni Şafak’ın duyurduğu, işgalciye karşı özel savaş hazırlığı Türk Ordusu’nun bugünkü merkezi görevidir. Ordu, elbette bu görevini yapacaktır ve yapıyor. Eğer yapmasaydı, sorumlu olurdu.

ABD’nin emperyalist çıkarlarına hizmet eden kontrgerilla anlayışı, daha 1990’ların başında terk edilmiş ve Türk Ordusu cephesini Irak’ın Kuzey’inden gelen tehdide dönmeye başlamıştı. ABD’nin buna cevabı 1993 yılında geldi; Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’i şehit ettiler.

DÜŞMANIN TELAŞI
Özel savaş, artık Süper NATO dönemindeki gibi ABD için değil, vatan savunması içindir. Yeni olan budur!

Tehdidi yöneltenler bundan rahatsız. Düşmanın ülke içindeki kuvvetleri de telaşa düşmüş ve korkmuş. ABD ve İsrail güdümlü AKP iktidarı ve Neoliberal-Fethullahçı medyası çırılçıplak meydanda. Hangi cephede yer aldığını utanmadan sergiliyor.

12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde, ABD’nin “Bizim oğlanlar” dediği Amerikancı darbecilerin çizmelerini öpenlerin, 1990’lardan beri Türk Ordusu’na karşı psikolojik savaş görevi yapmaları anlamlıdır.

O zaman da Amerikancıydılar ve SüperNATO güdümlü kontrgerillanın elemanı olarak görev yapıyorlardı; bugün de aynı görevi bu kez Fethullahçı Gladyo’nun maaşlı memurları olarak yürütüyorlar.

AKP’NİN YAYIN ORGANLARI
Yeni Şafak ve teferruatları, bu yayınlarıyla Türk Ordusu’nu neredeyse “terör örgütü” olarak ilan ediyorlar. Yeni Şafak AKP’nin gayrı-resmi organıdır. Türkçesi Hükümet, basındaki aletleri aracılığıyla Türk Ordusu’na karşı savaşıyor. Bu da “manzara-i umumiye”nin bir parçasıdır. İktidar sahipleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Esas Hakkındaki Görüşü’nde belirttiği gibi “çıkarlarını yayılmacıların emelleriyle birleştirmiş” durumda.

AKP BU NEDENLE KAPATILACAK
AKP niçin kapatılacaktır, çok açık. Çünkü Türkiye’ye işgal tehdidi yönelten “yeni düşmanla” ve içerideki bölücü ve gerici aletleriyle cephe tutmuştur. Tayyip Erdoğan’ın 31 yerde ilan ettiği Büyük Ortadoğu Projesi görevi, bu açıdan bir ihanet itirafıdır. Abdullah Gül ise, işgal tehdidini yönelten o devletle “2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma” yaptığını kendi ağzıyla itiraf etmiştir. (Vatan, 24 Mayıs 2003)

Durum açıktır ve ürkütücüdür: Türkiye’nin tepesinde, Genelkurmay’ın “yeni düşman” diye tanımladığı devletin görevine girenler ve gizli sözleşme yapanlar oturmaktadır.

AKP’yi kapatma davası bir vatan savunması davasıdır.

VATAN SAVUNMASI İÇİN HALKA DAYANAN ÖZEL SAVAŞ
Cepheler kurulmuştur. AKP ve aletleri, vatan savunmasını suç olarak görüyorlar; Türk Ordusu’nun işgal tehdidine karşı bütün milleti seferber eden, halka dayanan özel savaş hazırlığına cepheden saldırıya geçtiler.

Görevdir, yaparlar!

Türk Ordusu da görevini yapıyor.

Genelkurmay Başkanı’nın özel savaşta görev alacak halk önderlerine, “sivil personele” yazdığı metin, her yurttaşın gönlüne akan, ciğerlerini dolduran, göğsünü kabartan bir görev belgesidir. Bu metin belgenin aslı mıdır, değil midir, hiç önemi yok. Yeni Özel Savaş anlayışının ruhunu veriyor.

TÜRK ORDUSUNA “TERÖR ÖRGÜTÜ” SUÇLAMASI
AKP’nin güdümündeki organların Türk Ordusu’nun işgale karşı özel savaş hazırlığına savaş ilan etmeleri, her vatan savunmasının aynı zamanda bir “iç savaş” olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. İşgalcinin tarafında olanlar, vatan savunmasını suç olarak görmektedirler. Bu nedenle Emniyet Genel Müdürlüğü raporunda görüldüğü gibi milliciliği “terör” kapsamı içine almışlardır. Sönmez Köksal ve Cevat Öneş gibi eski SüperNATO yetiştirmesi MİT yöneticileri de, PKK’yı “terör” kapsamından çıkartan ve yurtseverliği terörizm olarak gören anlayışın reklâmında görev yürütüyorlar.

Öyle bir hava yaratmışlardır ki Genelkurmay Başkanı savunmaya geçerek “Türk Ordusu suç örgütü değildir” açıklamasında bulunmuştur.

BÖYLE GİTMEZ
Bu böyle gitmez.

Bu süreçte ya AKP, Türk Ordusu’nun vatan savunması hazırlığını resmen “terörizm” olarak ilan edecektir; ya da AKP kapatılacak ve Türkiye dış tehdide karşı milletin bütün olanak ve yeteneğini planlayan, örgütleyen harekete geçiren ve bir milli hükümete kavuşacaktır.

İyi niyetli, temiz yürekli yurttaşlarımız olanlara inanmak istemiyor, isyan ediyor. “Türk Ordusu nasıl ‘terör örgütü’ ilan edilebilir” diye düşünüyor.

ERGENEKON OPERASYONUNUN FOYASI ÇIKTI
Ocak ayından beri yürütülen Ergenekon Operasyonu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ve İşçi Partisi’ni, devlet içindeki bütün yurtsever kuvvetleri açıkça “suçlu” ve “terörist” olarak göstermiyor mu?

ABD ve AB’nin taktığı ad, “Ergenekon terör örgütü” değil mi?

Neoliberal-Fethullahçı medyada, aylardır isimleri verilerek darbecilikle, suç örgütü kurmakla, terör faaliyetinde bulunmakla suçlanan komutanlar, dünkü ve bugünkü Genelkurmay başkanları, kuvvet komutanları, ordu komutanları, siyasal parti başkanları ve yöneticileri, vatansever aydınlar değil mi?

“Ergenekon terör örgütü” operasyonunun foyası meydana çıkmıştır. ABD’nin “uluslararası terör” diye suçladığı faaliyet Türkiye’de, Irak’ta, Afganistan’da, Orta Asya’da, dünyanın her yerinde vatan savunmasıdır; milli devletlerin haklı direnmesidir.

ANCAK SİLAHLA ÇÖZÜLEBİLECEK SORUNLAR
ABD’nin silah kullanarak gelip Irak’ın kuzeyini işgal ettiği 1990’lı yıllardan beri, Nazım Hikmet’in deyişiyle “Bağır bağır bağırıyoruz”, Türkiye ancak silahla çözebileceği sorunlarla yüz yüze gelmiştir.

Türkiye ancak güçlü devletle, güçlü orduyla barışı koruyabilir. Geçen hafta Kadıköy’de Türk Bayrağı yakanlar ve onları utanmadan destekleyenler, Türkiye’nin direncini tahrip ederek, barışa değil savaşa hizmet ediyorlar. Bunlar düşmanın iç cephedeki kuvvetleridir. Arkalarında AKP iktidarı olduğu için bugün küstah ve şımarıktırlar. Ancak işte o iktidarları yıkılıyor ve dağılıyor. Türkiye, milli hükümetini kuracak ve emperyalist düşmanın içerdeki yıkıcı faaliyetini kesinlikle etkisiz hale getirecektir. Halkın yüzde 99’u Türküyle Kürdüyle vatan savunması mevzisindedir. AKP’ye oy verdiği söylenen yüzde 47, vatan savunması için her uygulamanın yanında yer alacaktır. İşte milli irade budur.

AKP’nin organları, istedikleri kadar suçlasınlar, ne kadar çamur varsa toplasın gelsinler, Genelkurmay’ın özel savaş hazırlıklarını yürütmesi, Ordu için bugün merkezi görevdir; şarttır. Ordu bunları yapmayacaktır da resmigeçit örgütüne mi dönüştürülecektir, yoksa ABD’nin vurucu gücü mü olacaktır?

BANKERİN İNTİHARI NEYİ SİMGELİYOR
Banker Kastelli’nin intiharı, insani açıdan acı bir olay! Ancak bu olay, küresel tefecilik sisteminin çıkmazını, umutsuzluğunu ve yıkımını simgeledi.

ABD merkezli küresel mafya tarikat sistemi çarkını çeviremiyor; yürümüyor. Dünya ekonomisinin merkezi, Asya’ya kayıyor. Atlantik sistemi batıyor.

Dünya tarihinde ancak yüzlerce yılda bir kez görülen bu olay yaşanırken, 3 Haziran akşamı Can Dündar’ın NTV’deki programında Mehmet Barlas, Ekrem Dumanlı, Emre Kongar ve Sedat Ergin’in yaptığı tartışmaya ne demeli?
Sistemin efendileri, gazetecileri vb, yarınları düşünürken! 1960’larda, 1970’lerde, 1980 ve 1990’larda olanların tekrarından başka bir şey hayal edemiyorlar.

BEYLER! KÜRESEL MAFYA ÇATIRDIYOR!
Beyler, küresel mafya sisteminiz çatırdıyor. Atlantik sistemi yıkılıyor. Uygarlığın ekseni artık Asya’da.

Dün olanlar yarın olmayacak!

Yarın olacakları, dünün içinde bulamazsınız!

AKP’niz de o sistemle birlikte gidiyor, anladınız mı?

Vatan savunmasının başına geçen, Türkiye’yi birleştiren iktidar olacak, çağımızın devrim formülünü öğrenemediniz mi?

Türkiye kaçınılmaz olarak bir milli hükümete gidiyor, farkında mısınız?

Türkiye’nin var olabilmek için Kemalist Devrim rotasına girmesi kaçınılmazdır, biliyor musunuz?

Türkiye bu büyük tarihsel atağını, emperyalist tarikatlardan, cemaatlerden, şeyhlerden, ağalardan, her tür Ortaçağ artıklarından kurtulan halkın özgürleşmesiyle, yani gerçek demokrasiyle hayata geçirecek, görmüyor musunuz?

Vatanseverliğe Ergenekon dediniz!

Ergenekon’u asıl şimdi göreceksiniz!
Gelogd
Devourment
3de Kleuterklas
**
Offline Offline

Berichten: 87


« Antwoord #2 Gepost op: 24 Jun, 2008, 15:57:41 »

  Fethullahçı Gladyo, CIA ile kol kola Türkiye’de yasadışı istihbarat yapıyor

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel:
'ORTAM DİNLEME' SKANDALI FETULLAHÇI GLADYO’NUN İŞİ!



İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel bugün (31 Mayıs 2008) Partisinin İstanbul İl Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenleyerek, “ortam dinleme” skandalının Emniyetteki F Tipi örgütün işi olduğunu belgeleriyle kamuoyuna açıkladı. Önsel şunları belirtti:
• Beşir Atalay “belgesi yok” diyor. Belgeyi açıklıyoruz.
• Adil Serdar Saçan’ın, İstanbul DGM C. Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’e yazdığı resmi belge.
• Belge 6 yıldır İçişleri Bakanlığı’nın resmi kayıtları arasında duruyor.
• İstanbul Valisi Erol Çakır’ın Akyürek’in siciline yazdığı “Dikkat Fethullahçıdır” belgesi.
• Telekulak skandalı istifa gerekçesidir, AKP hükümeti istifa etmelidir.
Kontrgerillanın günümüzdeki adı: Fethullahçı Gladyo, CIA ile kol kola Türkiye’de yasadışı istihbarat yapıyor ve terör estiriyor.
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, CHP Genel Sekreteri Önder Sav en son telekulak dinlemesine düşürüldü.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in Emniyet’teki sorgusundan öğreniyoruz ki, İşçi Partisi binaları da bu yasa dışı “ortam dinlemesi” içerisindedir.
Geçtiğimiz yıllarda Türk Genelkurmayı’nı da bu çetenin dinlediği ortaya çıkarılmıştı. Son skandaldan sonra köşeye sıkışan AKP’nin İçişleri Bakanı Beşir Atalay diyor ki, “belgesi yok”!

Al sana belge!
Dönemin Organize Suçlar Müdürü Adil Serdar Saçan’ın, 10.07.2002 tarihinde, İstanbul DGM C. Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’e yazdığı resmi belge. Bu resmi belge 6 yıldır İçişleri Bakanlığı’nın resmi kayıtları arasında duruyor. Belgeye göre:

1. Fethullahçı Gülen grubunun faaliyetlerinin izlenmesi için proje çalışma grubu oluşturulması talimatı istenmiş ve izin Savcılıkça verilmiştir.
2. İzinle birlikte Fethullahçı grubun takip ve tarassut faaliyeti icra edilmeye başlanmış, ancak inanılmaz baskı ve engellemeyle karşılaşılmıştır. İl’in, en üst düzey yöneticilerinden baskı gelmiştir.
3. Fethullah Gülen grubunun Emniyet içerisindeki etkinliği özellikle İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Daire Başkanlığı’nın teknik takip birimlerinde odaklanmaktadır.
4. İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Daire Başkanlığı Yargı kararı da olsa teknik takip ya da izleme faaliyetlerinin yapılmasını imkansız hale getirmiştir.

Fethullahçı örgüt ele geçirdiği makamlar sayesinde, kendilerine karşı açılacak soruşturmaları önleyecek güce ulaşmıştır. Bu yüzden Emniyet teşkilatında “F Tipi” örgütlenmenin üzerine gidilemiyor.

İstihbarat Dairesi’nin başında o günden bu yana hep Fethullahçı polis şefleri bulunmaktadır. Halen Emniyet İstihbarat Dairesi’nin başında Ramazan Akyürek bulunuyor. Kim bu Ramazan Akyürek? Alın size belgesiyle sicilli bir Fethullahçı; dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır’ın Ramazan Akyürek’in siciline yazdığı “Dikkat Fethullahçıdır” belgesi.

7 yıl öncesini belgeleriyle ortaya koyduk. AKP, iktidarı boyunca Fethullahçı Gladyo’yu büyütmüş, Cumhuriyet’i cepheden tehdit etmeye başlamıştır. Cumhuriyet’le hesaplaşmaya girişmişlerdir. Tayyiplere ABD’nin Fethullah iktidarını kurma görevi verilmiştir. Bu yüzden fütursuzca Anayasa Mahkemesi başkan vekillerine, siyasi parti ve liderlerine ve yurtseverlere, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne saldırılmaktadır. Ergenekon tertipleri bu görev için yapılmaktadır.

Toplamına bakıldığında Fethullahçı Gladyo’nun resmi ortaya çıkmaktadır. Bu ur Emniyetten ve polisten temizlenmedikçe Türkiye’nin güvenliği sağlanamaz.

AKP gırtlağına kadar batağa batmıştır. Kapatılacaktır. Türkiye, AKP sonrası Türkiye’yi daha şimdiden gündemine almıştır.

Telekulak skandalı istifa gerekçesidir. Milletimizin güvenliği, CIA ile işbirliği halinde olan Fethullahçı Gladyo’nun ağır tehdidi altındadır.

Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti istifa etmelidir.

(Belgeyi "Basından", "Basında İşçi Partisi" bölümü http://www.ip.org.tr/lib/pages/detaybasin.asp?idbasin=4067 bağlantısından görebilirsiniz)
Gelogd
Devourment
3de Kleuterklas
**
Offline Offline

Berichten: 87


« Antwoord #3 Gepost op: 24 Jun, 2008, 16:00:20 »

  ERGENEKON TERTİBİ "BOMBA KARDEŞLİĞİ" HABERLERİ DE YALAN ÇIKTI
Salı, 22 Nisan 2008
AKP ve Fethullah Gülen kontrolündeki medyanın "bomba kardeşliği" haberleri de yalan çıktı. Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen el bombaları ile Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların aynı olmadığı ortaya çıktı. Bombalar uzmanlar tarafından incelendi ve bomba inceleme raporlarında 2 olaydaki bombaların kafile numaralarının ayrı olduğu tespit edildi.
Ergenekon tertibi 21 Haziran 2007 tarihinde Terörle Mücadele Şube polislerinin bir ihbar üzerine İstanbul Ümraniye'de bir gecekonduya düzenlediği baskın ile başladı. Gecekondunun çatısındandan el bombaları ve patlayıcı düzenekleri bulundu. Gecekondunun sahibi ve kiracısı gözaltına alındı.

Polis gecekonduda ele geçirilen 27 adet el bombasının emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğunu tespit etti ve Yıldırım'ı da gözaltına alındı. Operasyon kapsamında ele geçirilen el bombaları ile emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin ile bağı kuruldu ve operasyon giderek genişledi.

Hükümetin ve Fethullahın kontrolündeki basın-yayın organları el bombalarının üzerine balıklama daldılar ve bu el bombalarıyla Cumhuriyet Gazetesine atılan el bombalarının aynı olduğunu iddia ettiler. Oysa 8 sütundan verilen haberlerin imalat olduğu birleştirilen Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet saldırısı davalarının dosyasında da net bir şekilde ortaya çıktı.

Malum gazeteler önce, el bombalarında seri numara bulunmamasına rağmen "Ümraniye bombaları ile Cumhuriyete atılan bombaların seri numaraları aynı" dediler. Sonra da seri numaraları silinmiş diye haberler yaptılar.

Hepsi asparagas... Bu haberler AKP ve Fethullah kontrolündeki medyanın acizliğini ve haberlerin tek merkezden servis edildiğini ortaya koyuyor.

Gerçek Danıştay davasının sonun da ortaya çıktı. Danıştay davasına bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ümraniye'deki ele geçirilen bombalarla Cumhuriyet gazetesine atılan bombalarla hiç bir ilinti kurmadı. Hatta mahkeme heyeti bu soruşturmada tutuklu bulunan şüphelilerin ifadesine bile başvurmadı. Çünkü Cumhuriyet'e atılan bombalarla Ümraniye bombaları arasında hiç bir bağlantı yok.

İşte koca koca puntolarla "bomba kardeşliği" diye verilen haberler bomba inceleme ekiplerinin raporlarında da net bir şekilde görülüyor.

Ümraniye'de ele geçirilen bombaların kafile numaraları ile Cumhuriyet gazetesine atılan 3 el bombasının kafile numaraları farklı. Tek benzerlikleri el bombası ve Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nda üretilmiş olması.
Gelogd
Devourment
3de Kleuterklas
**
Offline Offline

Berichten: 87


« Antwoord #4 Gepost op: 24 Jun, 2008, 16:01:34 »

  CIA AJANI TUNCAY GÜNEY'İN BİYOGRAFİSİ Çarşamba, 12 Mart 2008
"Ergenekon Operasyonu" Tuncay Güney'in 2 Mart 2001'de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şubesi'nde verdiği ifade ve teslim ettiği bazı belgelere dayandırılıyor. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz de soruşturmayı Tuncay Güney'in ifadelerine göre yürütüyor. İşte Savcı Zekeriya Öz'ün ifadesine dayandığı Tuncay Güney'in gerçek kimliği!...


Adı: Tuncay Güney.
Çorum'un Kargı ilçesi nüfusuna kayıtlı.
1972 doğumlu.
2001'de aldığı 10 yıllık ABD vizesiyle, 7 yıldır New York'ta yaşıyor.
Tuncay Güney, CIA denetimindeki "New York Institutes" adlı web sitesinin Genel Yayın Yönetmeni!

Babası, Tuncay Güney çok küçükken ölüyor. Yetim ve yoksul. Çorum'da okurken İmam Hatip Lisesi'nde "ağabeyler" tarafından fark ediliyor. İstanbul'a getiriliyor. Ünlü "babalar ve oğullar" uygulamasına maruz kalıyor. Kişiliği yok ediliyor. Suç işleyecek bir makine haline getiriliyor. Irzına geçilerek eşcinsel yapılıyor. Önce İsmailağa dergahına yerleştiriliyor.

Sonra hızla ilerliyor ve Fethullah Gülen tarikatına dahil oluyor. 1989-1991 yılları arasında Fethullah Gülen'in özel kalemi olarak cemaatte görev yapıyor. Altunizade'deki FEM Dersanesi'nin en üst katındaki Fethullah'ın bürosunda randevuları o düzenliyor. Görüşmelere katılıyor. Samanyolu televizyonunun kurulmasını sağlayan ekipte yer alıyor. O dönemde Samanyolu televizyonunda programlar yapıyor.

Zamanın Başbakanı Tansu Çiller ve Bülent Ecevit'i bile programına konuk ediyor. 1993-1996 yıllarında Akşam gazetesinde muhabirliğe başlıyor. 1998 Ocak'ında yayın hayatına başlayan haftalık Strateji dergisinin Haber Koordinatörü görevini yürütüyor.


Tuncay Güney'in o dönemde yaptığı eylemleri de kendi ağzından aktaralım:


-Doğu Perinçek'in Bekaa kampında Abdullah Öcalan'la yaptığı görüşmelerin fotoğraflarını PKK'dan alıp MİT'e getirdim. Lübnan'da PKK'nın adamıyla buluşup, fotoğrafları teslim aldım, getirip teslim ettim.


-Fethullahçıların Erbil'deki kolejinin kapanmasını önlemek için PKK'ya 15.000 doları ben götürüp verdim.


-Tansu Çiller ile Abdullah Çatlı'yı birlikte gösteren fotomontaj fotoğrafı DYP milletvekiline 2.5 milyar lira karşılığında sattım.


-Büyük Birlik Partisi'ninin kuruluşu için Fethullah Gülen'in verdiği para destesini Muhsin Yazıcıoğlu'na teslim ettim.



FETOCULARIN ÇIRPINIŞI BUNDANDIR

Herbiri alintidir.....
« Laatste verandering: 24 Jun, 2008, 16:11:13 door Devourment » Gelogd
Pagina's: [1]   Omhoog
  Print  
 
Ga naar:  

Installingen
Radio
Laatste 10 Shouts:
Gisteren om 04:20:10
belstaff belstaff jacketsbelstaff jacket
Gisteren om 04:20:06
wedding dresses
Gisteren om 04:20:02
cheap shirtwholesale shirtralph lauren shirtralph
20 Mei, 2012, 22:43:51
the north facenorth face jacketsnorth face outlet
20 Mei, 2012, 22:43:47
Wedding DressesA-line Wedding DressesA-l
20 Mei, 2012, 22:43:44
louboutin pumps salelouboutin pumpschristian louboutin pumps
20 Mei, 2012, 22:43:40
cheap nike shoescheap nikenike sneakersnike shoes on sale
20 Mei, 2012, 22:43:37
moncler outlet moncler online shop moncler parka
20 Mei, 2012, 22:43:33
boots onlinecheap bootsbuy boots
20 Mei, 2012, 22:43:29
wedding dressescocktail dresses2012 cocktail dresses
Filmpje van de dag
geregistreerde leden
Totaal aantal leden: 1324
Laatste: bl4t4ntsun
Statistieken
Totaal aantal berichten: 33093
Totaal aantal topics: 2296
Vandaag Online: 156
Ooit Online: 697
(05 Mei, 2012, 16:24:45)
Gebruikers Online
Gebruikers: 0
Gasten: 138
Totaal: 138
Nieuws
Powered by MySQL Powered by PHP Powered by SMF 1.1.3 | SMF © 2006-2007, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

TinyPortal v0.9.8 © Bloc


Valid XHTML 1.0! Valid CSS! Dilber MC Theme by HarzeM
Pagina opgebouwd in 0.106 seconden met 29 queries.