Muzzy01
2de Middelbaar
  
Offline
Geslacht: 
Locatie: Hamme
Berichten: 696
Ya isitiklal, ya ölüm...
|
 |
« Antwoord #1 Gepost op: 22 Sep, 2008, 14:53:27 » |
|
Gladyodan Ergenekona yolculuk
1978de Türkiye suikastlarla sarsılırken Ecevitin açığa çıkarmaya çalıştığı gladyonun izleri, Ergenekona da uzandı. Aradaki kilit isim, emekli binbaşı Fikret Emekti Ergenekon zanlısı Emek, Seferberlik Tetkik Kurulunun bölge başkanıydı. Bir iddiaya göre 1952de ordu içinde gizlice kurulan STK, ülkede vatansever hücreler oluşturuyordu
ANKARA / İSTANBUL - Bülent Ecevit, 1978de başbakan olarak Karsın Sarıkamış ilçesine gittiğinde, 1974 yılında kendisine kontrgerilla hakkında brifing vermiş olan Tümgeneral Sabri Yirmibeşoğlu ile orduevinde yemek yedi. Ecevit, Yirmibeşoğlundan Özel Harple ilgili bilgi almaya çalışıyordu. Çünkü o yıllarda ülke çapında öğretim üyelerine, savcılara ve halka yönelik suikastlarda Özel Harp Dairesine bağlı sivillerin kullanıldığından kuşkulanıyordu. Yirmibeşoğlu Kuşkularınız yersiz deyince Ecevit şunu sordu: Farz- ı muhal, buradaki MHP il başkanı, aynı zamanda Özel Harp Dairesinin sivil uzantısındaki gizli elemanlardan biri olamaz mı? Yirmibeşoğlu samimiyetle doğruladı bunu: Evet, öyledir ama kendisi çok güvenilir, vatansever bir arkadaşımızdır.
Ecevite bu ifşaatı yapan Yirmibeşoğlu, ordu içinde baş döndürücü bir hızla ilerleyerek kısa sürede güçlü bir kariyere sahip olmuştu. Bunun nedeni biraz da geçmişinde saklıydı. Hayatındaki asıl enteresan kesitlerden birisi, 1955 yılında 6-7 Eylül olayları sırasında Özel Harp Dairesinin önceli olarak bilinen Seferberlik Tetkik Kurulunda görev yapmasıydı. Yirmibeşoğlu, gazeteci Fatih Güllapoğluna, 1991 yılında şöyle diyecekti: 6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı. Yirmibeşoğlu, bir müddet NATO eğitimi için yurtdışına gitmiş, döndüğünde de Türk kontrgerillasının doğduğu yer olarak bilinen Kıbrısta görevlendirilmişti.
Bugün de işlevi sürüyor Adı sonradan Özel Harp Dairesi olarak değiştirilen ve 6-7 Eylül olaylarında muhteşem bir örgütleyici rol oynayan, zaman zaman yapılan açıklamalarda tasfiye edildiği ya da bünyesindeki sivillerin ayıklandığı savunulmasına karşın, Seferberlik Tetkik Kurulu denilen kontrgerilla örgütünün eski işlevini sürdürdüğü, Ergenekon operasyonuyla net olarak görüldü. Eskişehirde annesinin evinden koca bir cephanelik çıkan ve Özel Kuvvetlerin hazırladığı halkı fişleme belgelerini muhafaza eden emekli Binbaşı Fikret Emek, yakın geçmişte Seferberlik Tetkik Kurulu bünyesinde Manisa ve Karsta bölge başkanlığı görevini yürütmüştü. Emek söz konusu görevlerini polis ve savcılık ifadelerinde, 1996- 1999 Muğla Seferberlik Tetkik Kurulu Bölge Başkanlığında çalıştığını, 1999- 2001 Kars Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığında çalıştığını, 2001-2004 Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı Muharebe Arama Kurtarma (MAK) Alay Komutanlığı İstihbarat ve İKK Şube Müdürü olarak binbaşı rütbesinde görev yaptığını, 24 Ağustos 2004 tarihinde vazife malulü gazi statüsünde ordudan emekli olduğunu anlattı.
Seferberlik Tetkik Kurulu ve ardından Özel Kuvvetler Komutanlığında görev üstlenen Emekin, bu özellikleriyle Ergenekonun Gladyo bağlantısında kilit rol oynadığı kuşkusu doğdu.
Fikret Emekin görev yaptığı Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) hakkında değişik kaynaklarda değişik anlatımlar mevcut. Bazı kaynaklar STKnın ABDde eğitim gören Tuğgeneral Daniş Karabelen tarafından Milli Güvenlik Kurulunun (MGK) yetkilendirmesiyle 27 Eylül 1952de kurulduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre 1948de ABDye özel harp kurumları ve strateji eğitimi için gönderilen 16 subay, STKnın resmi çekirdeğini oluşturuyor. Bu subaylar arasında Karabelenin yanı sıra, Turgut Sunalp, Ahmet Yıldız, Alparslan Türkeş, Suphi Karaman, ve Fikret Ateşdağlı da yer aldı. İlk icraatı, Koreye asker gönderme işlerinin organizasyonu oldu. Aynı çerçevede ABDnin askeri yardımlarını yapan kuruluşu Yardım İçin Ortak ABD Askeri Kurulu (JUSMAT -Joint US Military Mission for Aid to Turkey) TSK içinden STKlarla özel seçilmiş subaylarca irtibatlandırılmıştı.
12 Mayıs 2008de Aksiyon dergisine konuşan Türk Mukavemet Teşkilatının (TMT) koordinatörü (şu anda 90 yaşında olan) İsmail Tansu, STK hakkında da ilginç bilgiler veriyordu. STKlar kurulduğunda binbaşı rütbesinde olan emekli albay Tansuya göre, STK, ABDnin teklifi üzerine Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde gizlice kurulmuştu. Görünen hedefi Rusyanın muhtemel bir işgalinin engellenmesiydi. Dairenin lojistikten sorumlu komutanlığını da yapan Tansuya göre kuruluş amacı Savaşta düşman (Rusya) Türkiyeyi işgal ederse, işgal ettiği yerlerde onların iflahını kesmek, gerilla hareketiyle onları yıpratmaktı. Tansu STKlarla ilgili şu bilgileri veriyordu:
Gizli yemin: Güvenilirliğine inanılan üyeler, teşkilata gizli yeminle alınıyordu. Üyeler, askerlik hizmetini yapanların içinden, çoğunluğu ise yedek subaylar arasından seçiliyordu. Genelkurmay bünyesinde kurulan dairede çalışanlar, askerlik günlerinden itibaren takip edilmeye başlanıyordu. Gizli çalışan teşkilat üyeleri, belirli usullere göre seçiliyordu. Bu kişiler son derece vatanperver ve milliyetperver olanlardan seçiliyordu. Güvenilir, sır vermeyen elemanların vatan ve millet sevgisi sohbetler esnasında ölçülüyor, olumlu not alanlara görev öneriliyordu.
Bölge başkanlıkları: STKnın üyeleri sivil hayattan seçiliyordu. Hücre tipi yapılanmaya giden teşkilatta, hiçbir üye diğerini tanımıyordu. Yedek subayı, askerdeyken, daha hizmetteyken alınıyor, eğitiliyor ve Görevlendirildiğin bölgede bölge başkanımız var, onunla temas sağla ve kuracağın teşkilat için kendini hazırla talimatı veriliyordu. Dairede 50-60 subay vardı. STK, bölge başkanlıkları kurarak hücre tipi yapılanmaya gitmişti. İstanbul, İzmir, Kars, Ardahan, Trabzon. Hiç kimse bir savaşa gizlice hazırlanıldığını bilmiyordu.
TMTyi STK kurdu: Dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlunun talimatıyla Genelkurmaya bağlı Özel Harp Dairesinde EOKAya karşı bir örgüt kurulması kararı alındı. 1957de Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruldu. Planlama, yürütme ve koordinatörlüğünü İsmail Tansu yaptı.
Para ABDden geliyordu: 1970li yıllarda dairenin başkanlığını yapan emekli Orgeneral Kemal Yamak, ABDnin düzenli olarak her yıl 1 milyon dolar verdiğini açıklamıştı. Yardımlar JUSMAT aracılığıyla geliyordu. Birlikler İşgal durumunda direnişçilerin kullanacağı Amerikan silahları da yeraltına gömülmüştü. Ortak operasyonlar yapılan ABD ekibine J3 kodu veriliyordu. ABD bürosu eski Gülhanenin karşısındaydı. STK ise Kızılaydan Kolej yönüne giderken ara sokakta bir villada çalışıyordu.
Para kesilince Ecevit öğrendi: ABD maddi desteği kesince, Genelkurmay Başkanı Semih Sancar, Başbakan Bülent Ecevitin onayıyla örtülü ödenekten para istedi. Ecevit dairenin varlığından paranın ne için istendiğini sorunca haberdar oldu. Kenan Evren de 12 Eylül darbesinin ardından dairenin varlığını ve ne yaptığını açıklamak zorunda kaldı. Evren emekli olduktan sonra kaleme aldığı anılarında Özel Harp Dairesinin kontrgerilla faaliyetleri yürütmesine karşı çıktığını belirterek şöyle diyor: Genelkurmay başkanı olduktan sonra bu daireyi esas görevine yönelttiğimi tekrar kontrgerilla söylentileri istemediğimi söyledim
1967den sonra ÖHD oldu Kurulun ismi, 1967 yılında, o zamanki komutanı Tuğgeneral Cihat Ayol tarafından Özel Harp Diresine (ÖHD) dönüştürüldü. Gayri nizami kuvvetlere karşı harekât konusunda uzmanlaşan ÖHD, ordu içindeki gizli ordu olarak da anıldı. Bazı 1960 darbecilerini de içinden çıkaran yapılanmanın TSK dışına da çıkarak sivil gizli cephanelikler, milis grupları oluşturduğuna dair iddialar oldu.
Genelkurmay, 16 Kasım 1990da Dünyadaki yeni gelişmeler karşısında askeri stratejilerde değişiklik meydana geldikçe Özel Harp Dairesinin görevleri de gözden geçirilecektir açıklamasını yaptı. Özel Harp Dairesi, 1994 yılında Özel Kuvvetler Birliği olarak adını değiştirdi.
STK, ÖHD ve ÖKKnın başucu kitabı, Tunus doğumlu Fransız subay David Galulanın gerilla hareketlerini bütün detaylarıyla anlatan Ayaklanmaları Bastırma Hareketleri-Teori Pratik adlı eseri oldu. ABDnin de Irakta yaptığı insan hakları ihlallerini savunmak için kullandığı bu kitap, STK ve ÖHDnin referansı olmuştu. Nitekim, Orgeneral Ali Keskinerin imzasıyla 1964 yılının 25 Mayıs günü ops: 17087464 mr. ta. krl. sayılı Kara Kuvvetleri Komutanlığı emriyle yürürlüğe sokulan sahra talimnamesi bu kitabın tercümesi gibiydi. Bu talimname kamuoyunun gündemine ilk kez Barış Gazetesi tarafından 1973 yılında şiddetin kaynağı başlığıyla duyurulmuştu.
NATOnun gizli orduları STK ve ÖHD, İsviçreli Araştırmacı Daniele Ganserin NATOnun Gizli Orduları başlıklı kitabına konu olan araştırmanın da konularından biriydi. Türkiye için geniş yer ayıran Ganser, Keskinerin talimatnamesini kanıt olarak gösterip, Türkiyedeki gizli ordu, Batı Avrupadaki diğer tüm gölge ordulardan daha zorba bir tarihe sahip. Türk gizli ordusu kontrgerilla, NATO gölge orduları Batı Avrupa genelinde açığa çıkarıldıktan sonra da faaliyetini sürdürmeye devam etti. Faaliyetler st 31-15 talimnamesine göre sürdürülüyor yorumunu yapmıştı.
Karanlık olaylarda hep gayri nizami kuvvet iddiası
Gayri nizami kuvvet diye nitelendirilen bu birimler pek çok karanlık olaydan sorumlu tutuldu. Bu birimlerin barış döneminde savaş halinin varlığının kabul ettirilmesi için korkutma, dehşet salma, sabotajlar ve karşı güçlerin içine sızarak haber alma yöntemleri kullandığı da biliniyor. Eski MİTçi Mehmet Eymürün anlatımına göre; gayri nizami harp kurslarında, gizli haberleşme, gizli faliyetlere giriş ve fert, maske, kimlik tespiti, gizli harekât tekniği, mülakat ve sorgulama, takip ve takipten kurtulma, sahte doküman, istihbarat ve istihbarata karşı koyma gibi dersler veriliyor. 6-7 Eylül olaylarının yanı sıra 1 Mayıs 1977de Taksimde yaşananların Özel Harp Dairesiyle ilintili olduğuna dair çok sayıda bilgi ve iddia var. PKK ile mücadele sırasında yaşanan bazı kanun dışı müdahaleler ve faili meçhul cinayetlerin de ÖHD ile ilişkili olduğu AİHMnin kararlarına bile yansıdı.
ÖHDnin ÖKKya dönüştürülmesinin ardından son dönemde bazı çete operasyonlarında ÖKK mensupları yakalandı. Ankaradaki Sauna, Atabeyler çetesi gibi örgütlenmelerde ÖKKdan subaylar tutuklanmıştı. Eski polis istihbaratçısı Bülent Orakoğlu şunları söylemişti: Özel Kuvvetler içindeki sivil unsurlar disiplin altında değiller. Danıştay saldırısı, Atabeyler ve Sauna... Hepsi aynı adrese çıkıyor. Devlet içinde hukuki yapısı olmayan ama devlet yetkilerini kullanan bir yapı türetiyor bunları. Hepsinin içinde emekli askerler var.
(Radikal)
|